Adı konmamış sevdalar
Kanayan nehir
Aşk, masum değil
Bitmemiş özlemler adasında
Martıların çığlıklarıyla
Aşk, artık saf değil...
Keşfedilmemiş odalarda
Kenetlendi, ıslak, tütün kokan ellerimiz
Güneşe rağmen dansımız heryerde,sınırsız...
Zaman,mekâna karşı davasında yalnız ve haksız.
Ey ulu Eros!
Tanrıların tetikçisi
Belki de hiç yaşanmadı
Küçük, yapmacık zehrinin gerçek anlamı
Sadece dışavurumu kaldı elimizde
Geceleri, titreyen yataklarda.
Kurutamayacağım bir gül
Unutulmuş bir bahar
Yazamadığım anılar
Yazımdaki sevda
Bir ölünün kırbaç dansı
Bana ait olan şey burda
Aşkımızın son şansı
Günler gecelere
Geceler ölümlere
Dönüşür...
Sessiz cehenneminde aşkın...
Esmeyecekti ya hani?
Tutuverdi eseceği rüzgarın
Ve eski şiirler doldu kalemime birden
Gözüyaşlı dizelere büründü satırlarım
Sen yoktun, gözlerin vardı...
Onlarla konuştum, onlarla ağladım
Geceye kadar...
Mor yağmurlar yağdırdım penceremden gökyüzüne,
Bilir misin?
Ve karanfil kokuyordu bulutlar,
Gece sen onlara bakıp bakıp düşünürken onu...
Islak bir şehir akşamı,
Gölgelere doğru uzandı gece,
Ve seni gördüm karanlığın ortasında
Bakışlarımda adımların,
Gözlerimde gözyaşların,
Seni yürüdüm yağmurun ortasında