Değişik ülkeye gidiyorum
Kutsal tarafa
Ölümlü alışkanlıklarda
Onlardan biri olmaya
Ve kilitli sandığı açmaya
İçimde buruk bir deniz
Yalpalayan kızgın gökyüzü
Merak edilen gizlilik
Ateşler içindeki "Biz"...
Boynu bükük ülkeye gidiyorum
Bağışlanmaz tarafa
Sonumu kirletmeye gidiyorum
Akşamın batışıyla
Bıraktıklarım hâlâ taze
Sevdiklerim hâlâ genç
Ve düşlerimin salıncağı boş değil artık...
Senelerce bekledik,karın yağmasını
İlkgençliğimizde ektik,hüzün tohumlarını
Yemekten korkarak, soğuk acı meyvayı
Ve ben biliyorum ki,O,
Bekliyordu,
Bıraktığımda
Zamana karşı koymayı...
Neler olduğunu öğrenmek için
Mutsuz bekleyişimi kimse görmesin.
Sevdiklerimi bir kalemde geçin
Günahlarımı bana geri verin
Öte dünyada
İhtiyacım var onlara...
Suçsuz kalmalı böyle
Ve arzulamalı bilinçsizce
Kum Saati,
Geçmişin garip bir cilvesi
Zamanın maddeleşmiş hâli
Taşar dışarıya, saydam bedeninden
Yansıtır parlak camından
Zamanın akıcılığını...
Ve onu kırdığında
Yerinde sayar hayat
Uçup gider o bitmez büyü
Duran yalnızca gölgesidir zamanın.
Eşkiyânın geleneği
Kuşatmanın gereği
Nefretin ereği
Zaferin belkemiği
Aşkın epiğidir
ÖLDÜRMEK!
Öpüşmek miydi en kral fiilimiz?
Sığınacak liman mıydı bizlere?
Barınaksız kaçışlarımıza
Öteki dünyadaki yoksul mutluluğumuza?
Koşullanmamış mıydı ki aşk
Ölene kadar mı sözleşme?
Ve kavgası neydi uçan kuşun?
Yalnız kendiyle mi?
Suçla!.. Kararan gökyüzünü, dökülen yıldızları.
(Çünkü en güzel dünlerimizdi onlar, eskiden...)
İspirto kokusunun uçuculuğunda bir akşam,
Mezbahaya dönmüş şehir
Ve kan revan içinde sokaklarda ben
Hayallerimi aramaya çıkmışım
Masal bu ya!
Gözü bantlanmamış ölüler,
Bıçakların ucunda parlayan güneş
Bomboş güvertelerinde vapurun
Arar arar dururmuşum...
Göçmen kuşların uçuculuğunda bir akşam,
Sonbahara dönmüş şehir
Ve yaprak dolu sokaklarda ben
Seni aramaya çıkmışım
Aşk bu ya!
Bir bakınca gök mavisi,
Bir bakınca orman yeşili,
Bir bakınca gözlerin olmuş deniz.
Bakar bakar dururmuşum...
Gökdelenlerin arasına sıkışmış
Ve içindeki kavgaya alışmış insanoğlunun bulanık
zaferi
Korkuyu doğurdu...
Geçmişin bilinçaltındaki ekşi tortusu
Varoluşumuzdan bugüne gizlice yaşayanlar...
Uydu anteni ekseninde genişleyen dünyamız
Sersemleyen kalp-beyin düzleminde sınırlanıyor
Ve düşünen insanın yok eden beyni
Sonunda kendine yöneliyor
Aklını duvarla tanıştıranlar kalıyor geriye.