Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Bir Gün

Birinci Bölüm

Klinikal gözetim altında geçti hep hayatım. Benliğimde ardı ardına başgösteren kesintisiz patlamalar, yapmacık davranışlar, sağduyunun infilakı, hissetmekteyim gitgide yaklaşan isyanı...

Gülümsemek. Sahtesinin bile kırıntısı terkedeli yıllar olmuş sert yüz hatlarımı. Haykırışlarım gitgide vahşileşiyor, ses tellerim yıpranmaya alışmış artık. Doktorların söylenmeleri kulağımda yankılanıyor, bir boşlukta düşmekteyim yere çakılmama ne kadar var? Tutunacak bir dal bulma umudu tek avuntum.

Hiç dostum kalmadı artık, hayalkırıklığı ve gerçek acıdan başka. Ağzımda yenilginin buruk tadı, şaşkın gözler ve donuk bakışlarla gözetliyorum giderek küçülen dünyamı. Diğer organlarım uyuşmuş, ağlamaktayım, ama NEREYE KADAR?…

Yırtıcı hayvanların yavaşlığı ve sinsiliğiyle bastırdı gece, gündüzün savunmaya geçmesine bile fırsat vermeden. "Belki de bırakmalı bu değişken oyunu" diye düşündü, kurnazca, yıldız kaymasını hayal ederken. Bir dilek tuttu ta derinden, sadece hayalleri için.

Hava karamıştı. Penceresinin buğulu camlarını aşmayı başaran günün son ışıkları, can veriyordu aralıksız perdesinde. Düşünmekteydi, giden barışık dünyalıların zihnindeki belirsizleşen görüntülerine ağlayarak. Kazanan gelen hep hüzün olmuştu, ama zamana yenilmişti, bağışıklık kazanana dek...

Kalktı, pencereye doğru ilerledi, perdeyi yavaşça sıyırıp gökyüzüne baktı: KARANLIK! "Sonsuza kadar mı?" diye geçirdi içinden. Annesinin hayali geldi gözünün önüne, en parlak yıldızı sönük bırakarak. Güneşe kavuşmadan son bir ziyaret daha, ama erişemezdi ki...

- Anne,anne, duy beni! Kutsanmaya ihtiyacım var, sonsuzluktan önceki haykırışı duymak istiyorum, anla beni! Lanetlenmiş gökyüzünden bir parça ver, masumum inan bana! Yanına geleyim, izin ver bana! Çığlık kadar eski tenine dokunayım, kasılmalarımla ürperteyim seni, sıcak öpüşlerin acımasızlığıyla...

Duraksadı. Tersyüz edilmiş beklentilerin arasından sıyrılıp gelen kayıtsız hayat gerçeği böldü sessiz ayinini. Kişilik kopmaları, ürkek ayrıntılar, ümidin durağanlığı hayalkırıklığına doğru itti onu. Karanlığı özümseyerek sessizce iç dünyasına çekildi. Belirsizce çevresine bakındı. Eşyaların mekanik dünyasına bir göz attı. Herşeyin böyle monoton kalmasına neden olan büyülenmeyi düşünürken aynada kendi kendiyle göz göze geldi. Yüzündeki sakin çırpınışları kavradığı zaman iş işten geçmişti artık. Perdenin aralık kısmından sızan ışık demeti de döndüremedi onu hayata.

Haykırdı...

Ana Sayfaya Dönüş | İkinci Bölüm